Page 10 - ennnnnnnnnnnnnn son .indd
P. 10

Batuhan Aydagül neden bu ülkeleri seçtiklerini açış konuşmasında açıklıyor: “2015 yılında yapılan değerlendirmede bu üç
               ülkenin ortalamalarını aldığımız zaman, Singapur’un birinci, Estonya’nın üçüncü, Finlandiya’nın da beşinci olduğunu görecek-
               siniz.”

                 Aydagül, bu üç katılımcıyı da tanıtıyor. Biyografilerini okuduğunuzda, alanlarında dorukta kişiler olduğunu öğreneceğiz.

                 Lee Fei Chen’in verdiği bilgilere göre Singapur bağımsızlığını 1960’ta kazandığında nüfusu 5-6 milyonmuş. O zaman okurya-
               zarlık oranı yüzde 45’miş, şimdi ise yüzde 98.


                 Değişik enstitülerle müfredattan yayına kadar çizginin nasıl işlediğini gördüğümüzde, devletle özel yayın gruplarının nasıl
               işbirliği yaptığını öğreniyoruz.

                 Hükümet önce her şeyi kendilerinin yapacağını düşünmüş ama onun yeterli olmadığını anlayınca, özel girişimcilere başvur-
               muş.


                 Bu çözüm tarzı bizim eğitim tarihimize benziyor. Cumhuriyet’in ilk yıllarında da özel yayıncılık emekleme döneminde oldu-
               ğundan her şeyi devlet yapmak zorunda kalmıştı.
                 Chen’in yaşadığı bir durum bugün eğitim yayıncılığı alanında bizim için de geçerli:


                 “Hükümet önceleri her şeyi kendilerinin yapabileceğini düşünüyor ve yayıncıları yüklenici olarak, dizgiyi, boyamayı, illüst-
               rasyonları, tasarımı ve baskıyı yapıp dağıtım lojistiğini yürütecek kişiler olarak görüyordu. Fakat bir süre sonra süreci bu şekil-
               de yürütemeyeceklerini fark ettiler, çünkü öğretmenler için hazırladıkları kitaplar sıkıcıydı, çok akademikti.
                 Öğretmenler tarafından öğretmenlere yönelik hazırlandıkları için öğrencilere hitap etmiyordu.”


                 Çocuk yayınlarının seçiminde de bu tespitin rolünü kitapla uğraşan herkes bilir.

                 Teuvo Sankila’nın verdiği bilgiler:

                 Finlandiya’nın nüfusu 5.5 milyon. Her yıl 60 bin öğrenci okula başlıyor. Finlandiya’da okula başlama yaşı 7, fakat 6 yaşından
               itibaren zorunlu okul eğitimi var. Tüm öğretmenler üniversite mezunu.

                 Antti Rammo bilgilendiriyor:

                 Estonya’nın nüfusu 1.3 milyon, bağımsızlıklarını 30 yıl önce kazandılar.

                 Üç ülkenin temsilcileri de dijitalleşme konusunu, ülkelerindeki, başka ülkelerdeki durumu da tartışıyorlar.

                 YALNIZ okul içi eğitimden söz edilmiş bu toplantıda okul dışı eğitim için de ayrı parantez açılmalı.

                 AKM’de ünlü yabancı operaların yanı sıra Türk operacılarının eserlerini sahneye koymalıyız. Onları izlediğimizde, bu türde
               ülkemiz bestecilerinin geldiği noktayı da görmüş oluruz.



                 Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’la AKM’yi gezerken, yeni AKM binasında son teknolojide kurulmuş bir kayıt
               odasından söz etti. O zaman temsil edilen operaların kayıtları yapılabilir, hatta gerek CD’leri gerek LP’leri de satılabilir. Müzik
               dinleme teknolojisi ne kadar ilerlerse ilerlesin, CD dinleyicisi, opera meraklısı bunlardan alabilir. Temsiller kaydedilirse beste-
               cilerimizi özellikle genç kuşağa tanıtmış oluruz. Ayrıca icracılarımızı da unutmayıp hatırlatırız.




                 Sahneye konulacak eserlerden biri A. Adnan Saygun’un ‘Özsoy’ operası, diğeri de librettosu A. Turan Oflazoğlu’na ait olan
               Okan Demiriş’in bestesi ‘IV. Murat’ operasıdır. AKM’nin açılışı konusunda müzikolog/piyanist Gülper Refiğ’in yazısından bir
               bölümü yazıma aldım.

                 AKM’de Türk opera bestecilerinin eserleri sahnelenmeli.

                 Gülper Refiğ hem Adnan Saygun’u anıyor hem de açılış gecesindeki operayı anlatıyor:










                                                                             10
   5   6   7   8   9   10   11   12   13   14   15